2016 / 10  E-Bülten
GERİ
BİR İSTANBUL DÂHÎSİ: MATRAKÇI NASUH

MATRAKÇI NASUH (1480-1564)

  Matematikçi, hattat, silahşör, tarihçi, şair, felsefeci, minyatürcü… Matrakçı Nasuh bu topraklarda yetişmiş bir dâhî! Asıl adı “Nasuh bin Karagöz bin Abdullah el Bosnavî” olup, doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 2. Bayezid döneminde Enderun’da iyi bir eğitim görmüş, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde yaşamıştır. Soyadından Bosna kökenli olduğu anlaşılmaktadır

   Pek çoğumuz tanımayız Matrakçı Nasuh’u; sahip olduğumuz nice cevherden bîhaber olduğumuz gibi, bu büyük değerin de ismini bile bilmeyiz. Hâlbuki çizmiş olduğu1537 tarihli İstanbul planı ile bugünkü İstanbul'un bazı bölgelerinin çakışma oranının yüzde 83 olduğu, bir büyük dâhîdir o.

  Matematikçidir. Uzunluk ölçülerini gösteren cetveller hazırlamış, “Matrakî Kafes Çarpımı” ile bu konuda kendinden sonra gelenlere ve matematikçilere önderlik etmiştir. 1517’de “Cemal el-Küttab ve Kemal el-Hüssab” adlı bir matematik kitabı yazmıştır.

  Silahşördür. Pek çok silah ve mızrak oyununda ustadır. Sünnet şenliklerinde duvarları nakışlarla süslü, iki büyük kale dekoru hazırlar ve karşı karşıya getirdiği bu kalelerde harp tekniklerini sergiler. Bu gösteri Kanuni ve tüm izleyenler tarafından takdirle izlenir. Mısır’a gidip ünlü silahşörlerle yarışan Nasuh, Mısır dönüşünde harp sanatlarını; savaş usullerini; ok atma, topuz, kalkan, gönder ve at ile yapılan temrinleri bilimsel olarak incelediği ve bunları krokilerle gösterdiği “Tuhfet el-Guzât” adlı eseri yazar.

  Tarihçidir. 1520’de “Tâberî Tarihi”ni Arapça’dan Osmanlı Türkçesi’ne çevirir, daha sonra bazı ilaveler yaparak “Cami’el Tevârih” adıyla yeniden yazar. Bunun dışında da yaşadığı padişahlar devrinde geçen hadiseleri, tarihi olayları, seferleri anlattığı kitapları vardır. Kanuni’nin Fransa Kralı 1. François’e destek amacıyla Barbaros Hayreddin Paşa komutasında gönderdiği donanmaya katılır ve yol boyunca donanmanın uğradığı limanları resmeder.

  Sporcudur. Şimşir ağacından lobutlarla oynanan ve bir tür yakın dövüş sporu olan “matrak” oyununu icat eder. Sonradan isminin de bir parçası haline gelen matrak oyununu ilk olarak Kanuni Sultan Süleyman’ın şehzadelerinin sünnet düğünü şenliklerinde icra eder.

  Hattattır. Kanuni’nin Karabuğdan seferini konu alan “Fetihname-i Karabuğdan” adlı eseri kendi el yazısıyla kaleme alır. Nesih yazı tarzında değişiklikler yapar. Divanî yazı türünün önde gelen isimlerinden biridir.

  Minyatürcüdür. Osmanlı’nın renk ustası, Doğu’nun Leonardo Da Vinci’sidir. Minyatürlerle süslediği iki tarih kitabı vardır: “Tarih-i Feth-i Şikloş Estergon ve İstol-Belgrad” ile “Tarih-i Sultan Bayezid.

  Ressamdır. “Beyan-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn” adlı eserinde alışılagelmiş kalıpları yıkan ve “Osmanlı manzara ressamlığı” olarak nitelenen yeni bir sanat anlayışı ortaya koyar. Şehir kara ve deniz manzaralarını çok iyi gözlemler ve resmeder. Çizdiği haritalarla da “topoğrafik resim” geleneğini başlatır.

  Şairdir. Yazdığı eserlerde zaman zaman manzum bölümlere yer verir, yazdıklarını beyitlerle süsler. Bilhassa bu dünyanın faniliğini ve ölümü işler şiirlerinde.

  “Cihandan ol gider bir gün yerini
     Biri dahi tutar anın yerini

     Hakikat bu cihan bir rehgüzerdir
     Giden gitti kalan da gidüserdir”


  Velhasıl; 16. asra damgasını vurmuş bir büyük dâhîdir Matrakçı Nasuh. Günümüzde ismi lâyığınca bilinmeyen çok büyük bir kıymettir; tıpkı Kılıç Ali Reis, Seydi Ali Reis, Şeyh Hamdullah, Abdullah Karahisarî, Nakkaş Osman, Mimar Kemaleddin ve daha niceleri gibi… Her ne kadar yaşadıkları dönemde değerleri bilinip, teşvik görmüş olsalar da o devir insanlarının takdir görme kaygısı yok umumiyetle. Devlet-i aliyyenin bir ferdi olarak işlerini en iyi şekilde yapmaya odaklanmışlar yalnızca. Enaniyet değil ama iddia sahibi insanlar…

  Kanuni Sultan Süleyman’ın 1529 yılında yayınladığı bir fermanla İslâm dünyasında “Üstad” ve “Reis” unvanlarıyla anılmasına vesile olduğu ve kendisine bir berat verdiği matematikçi, hattat, silahşör, tarihçi, şair, felsefeci, minyatürcü Matrakçı Nasuh, 1564 yılında geride sayısız eser bırakarak veda eder bu âleme.
© Copyright 2015 T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ
Bu e-posta, İstanbul Valiliği e-bültenine abone olduğunuz için size ulaştı.
Aboneliğinizi sonlandırmak isterseniz lütfen tıklayınız.
Facebook Twitter Google+ T.C. İstanbul Valiliği