2016 / 12  E-Bülten
GERİ
KİTAPLARIN VE TARİHİN GÖLGESİNDE: BEYAZIT KÜTÜPHANESİ

    İstanbul’u gezmekten yorulduğunuz bir anda yolunuz Beyazıt’tan geçerse, meydanın kuzey doğu ucunda, Beyazıt Camisi’ne bitişik, gösterişsiz binaya biraz daha dikkatli bakın. Merakınızın sesini dinleyip binaya adımınızı attığınızda, burasının yaklaşık bir milyon dokümandan oluşan koleksiyonuyla muazzam bir kütüphane olduğunu anlamanız uzun sürmeyecek.

   Türkiye’nin ilk devlet kütüphanesi olan Beyazıt Kütüphanesi, padişah II. Abdülhamid’in emriyle 24 Haziran 1884 tarihinde "Kütüphane-i Umumî Osmanî" adıyla açıldı. İlk olarak, Fatih Sultan Mehmet’in oğlu II. Beyazıt tarafından 1506’da yaptırılan Beyazıt Külliyesi’nin altı kubbeli bölümünde hizmet vermeye başladı. Üç sene içinde koleksiyonundaki kitap sayısı 23 bine ulaştı.

   Osmanlı İmparatorluğu’nun yerini Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakmasının ardından da kütüphanenin önemi artarak devam etti. 1934 yılından itibaren, Türkiye’de basılan tüm kitapların ve süreli yayınların birer kopyası Beyazıt Kütüphanesi’ne gönderilmeye başlandı. Koleksiyonu genişledikçe yer problemi yaşayan kütüphane, 1974 yılında, imarethanenin bitişiğinde bulunan Dişçilik Mektebi binasının da dahil edilmesiyle birlikte bugünkü görünümüne kavuştu.





 Büyük kütüphaneler koleksiyonlarının zenginliği kadar büyük müdürleriyle de anılır. Kütüphanenin tarihinde en çok sözü edilmesi gerekenlerden biri de şüphesiz İsmail Saip Efendi’dir. 1896’dan 1939’a tam 43 sene kütüphane müdürlüğü görevini sürdüren İsmail Saip Sencer, Arap edebiyatı konusundaki uzmanlığının yanında Farsça, Fransızca, İtalyanca, Almanca ve Latince de bilirdi. Kütüphaneye ve kitaplarına öylesine bağlıydı ki, müdürlüğü bırakmasının üzerinden henüz bir sene dahi geçmemişken İstanbul’da vefat etti. İsmail Saip Sencer, oldukça uzun sayılabilecek görev süresinde kütüphaneyi imparatorluktan alıp cumhuriyete teslim etmişti. Bu anlamda onun hikayesi 20. yüzyıl Türk modernleşmesinin de bir özeti gibidir.

  Halihazırda 140 bin elyazmasına, 40 bin nadir esere ve 500 bine yakın kitap, harita, afiş, banknot, nota, kartpostal ve plağa ev sahipliği yapan kütüphanenin, bugün okuma salonu olarak kullanılan altı kubbeli imarethane kısmı, yakın zamanda kapsamlı ve oldukça başarılı bir restorasyondan geçti. İstanbul’un sıcağından kaçıp, kitapların ve tarihin gölgesinde biraz serinlemek isterseniz, okuma salonunun 500 senelik beyaz ve aydınlık kubbeleri altında bir kitabın sayfalarını çevirmeye başlayabilirsiniz.

© Copyright 2015 T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ
Bu e-posta, İstanbul Valiliği e-bültenine abone olduğunuz için size ulaştı.
Aboneliğinizi sonlandırmak isterseniz lütfen tıklayınız.
Facebook Twitter Google+ T.C. İstanbul Valiliği