2016-13  E-Bülten
GERİ
BİR MÜMTAZ ŞAHSİYET: İBNÜLEMİN MAHMUT KEMAL İNAL
    İBNÜLEMİN MAHMUT KEMAL İNAL (1870-1957)

Büyük ilim ve kültür adamı, tarihçi, mütefekkir, müzeci, hattat, şair ve yazar İbnülemin Mahmut Kemal İnal, 17 Kasım 1871 tarihinde İstanbul’un Beyazıt semtinde Mercan Ağa mahallesinde, Sadrazam Yusuf Paşa’nın uzun yıllar mühürdarlığını yapan, Rumeli Beylerbeyi unvanına sahip Mehmed Emin Paşa ile Hamide Nergis Hanım’ın oğlu olarak dünyaya gelir. Anne ve babasının kendisine muamelesini şu cümleyle tarif eder: "Mizacım asabi, teessürüm şedit, kalbim rakik, intikal ve infialim seri olduğundan, o şefkatli baba ve anne beni hüsn-i muamele ile büyütmeye ve kalbimi incitmemeye itina etmişlerdir."

   1885 yılında Şehzade Rüşdiyesi'ni bitirdikten sonra bir süre Mülkiye ve Hukuk Mekteplerine devam eder ancak rahatsızlığı sebebiyle buraları bitiremeden ayrılır ve zamanın geleneklerine uygun olarak, küçük yaşta önce babasından daha sonra da konaklarına gelen dönemin tanınmış hocalarından özel ders alır. Bunlar arasında Mehmed Akif ile birlikte eğitim gördükleri Akif’in babası Fatih müderrisi İpekli Mehmed Tâhir Efendi’de bulunmaktadır. İbnülemin kardeşi ile birlikte Trabzonlu Hoca Hüsnü Efendi’den tefsir, hadis ve Fars edebiyatı okur. Ayrıca meşhur hattat Hasan Tahsin Efendi’den hüsn-i hat meşk eder ve icazet alır. Babasının görevi sebebiyle bir buçuk sene Kozan’da bulundukları sırada kardeşi ile hem Arap ve Fars edebiyatındaki birikimlerini artırır hem de Fransızca’larını geliştirirler. Ayrıca bu arada resmî muâmelât usullerini ve kalem işlerini de öğrenirler.

    İbnülemin, 17 Kasım 1889 tarihinde Bâbıâli’de Vilâyât-ı Mümtâze Kalemi’nde stajer olarak meslek hayatına başlar ve böylece otuz üç yıl sürecek bürokrasi hayatına da adım atar. II. Meşrutiyet’ten sonra çeşitli komisyonlarda çalışan İbnülemin, II. Abdülhamid’in tahtan indirilmesinin akabinde Yıldız Sarayı evrakını inceleme ve düzenlemeyle görevlendirilir. Burada mevcut dokümanlar üzerinde detaylı çalışmalar yaparak araştırmacıların kullanabileceği bir arşiv oluşturur ve bu arşivi şimdi Başbakanlık Osmanlı Arşivi ismini taşıyan kuruma teslim eder. Vakıflara ait sanat eserlerini koruma amacıyla 1914’te Süleymaniye Camii İmareti içinde Evkâf-ı İslâmiyye Müzesini (Türk ve İslam Eserleri Müzesi) kurar. Sanat faaliyetlerine de büyük önem veren İbnülemin, hat sanatını yaşatma amacıyla Medresetü’l-Hattâtîn’in kurulması yönünde adım atar.

   Yaşadığı dönemin mümtaz simaları arasında yer alan İbnülemin’in engin tecrübesi ve tarihî birikiminden devrinin sadrazam ve nâzırları istifade ederler. I. Dünya Savaşı sonrası barış müzakerelerinde antlaşma esaslarının belirlenmesi için kurulan olağanüstü komisyonda sadaret makamının temsilcisi olarak görev yapar ve savaş sonrasında Bâbıâli Müdevvenât-ı Kanûniye ve devletin resmi gazetesi Takvim-i Vekayi müdürlüğü görevlerini üstlenir. 1927’de Türk ve İslâm Eserleri Müzesi müdürlüğüne tayin edilir. Bu görevinden 1935 yılında yaş haddinden dolayı emekliye ayrılır.

   Hayatının devam eden yıllarında İbnülemin, kendini ilmî çalışmalara verir. Yurt dışındaki ilmî kongrelere davet edilir ve çeşitli ilim cemiyetlerine üye olur. Ancak o günün şartlarında çağrıldığı bazı uluslararası kongrelere maddî imkânsızlıklardan dolayı katılamaz.

   Mısır Veliahdı Prens Mehmed Ali Tevfik’in daveti üzerine İstanbul’daki Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’ne benzer bir kurumun düzenlenmesi ve sergilenecek eserlerin seçimi için Reîsülhattâtîn Kâmil Akdik ile birlikte 29 Aralık 1939’da Kahire’ye gider. Bu görevi tamamladıktan sonra 19 Şubat 1940’da İstanbul’a döner.

   Seksen altı yıllık ömrünü daima irfan yolunda, araştırıp yazmakla, kültür ve medeniyete hizmet etmekle geçiren İbnülemin Mahmut Kemal İnal, şahsi kütüphanesi ve konağındaki kıymetli eserleri, İstanbul Üniversitesi’ne, konağını ise İbnülemin Mahmud Kemal İnal Vakfı’na bağışladıktan sonra 24 Mayıs 1957’de hayata gözlerini yumar ve Merkez Efendi Kabristanı’na defnedilir.

   Nâlânî mahlasıyla şiirler yazmış, çeşitli gazetelerde yazılar yazmış, roman ve hikâyeler kaleme almış, hiçbir maddî karşılık beklemeksizin altmış yılı aşkın bir zaman içinde sanat ve edebiyat tarihimize nice eserler kazandırmış olan İbnülemin, ilmî ve kültürel eserleriyle büyük bir şahsiyet olduğu gibi tarihî hüviyeti bakımından da müstesna bir kişiliktir. Çocukluğundan itibaren içinde bulunduğu meclis geleneğini konağında elli yılı aşkın bir süre devam ettirmesi de bu seçkin kişiliğin bir göstergesidir. Onun konağı, klasik Türk mûsikisinin ayakta kalışına yüksek seviyede bir barınak olarak hizmet etmiş, unutulmaz fasıllar görmüş, ilim ve sanat çevresinden seçkin simaları buluşturmuştur. Bütün bu faaliyetlerin etrafında döndüğü merkezî bir şahsiyet, bir ilim ve kültür adamı olan İbnülemin, Türk kültür ve sanat tarihine hizmet etmiş en büyük isimlerin arasında yer alır.

   Bir ömre bin ömrü sığdırabilmiş, milletinin ilim ve kültürüne muazzam hizmetlerde bulunmuş, kıymeti kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyük insan İbnülemin Mahmut Kemal İnal, aynı zamanda bir ahlâk ve tevâzû abidesidir. “Kendime Dair” başlıklı otobiyografik yazısında şu cümlelerle tebarüz eder bu tevâzû: “Kendimden sıkılarak bu sahifelerde şahsımdan ve eserlerimden bahsetmeğe ve bir kaç manzum sözümü derce mecbur oldum. Bazı insanlara istihkaklarından fazla kıymet verilir, haklarında hürmet ve muhabbet gösterilir. Ben de o insanlardanım. Fakat bana kıymet verenler, hakikat-i halde kendi kıymetlerini ispat ediyorlar. Çünkü kıymeti olanlar, başkalarında da kıymet görürler. Kıymeti olmayanlar, başkalarında da kıymet göremezler.”

© Copyright 2015 T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ
Bu e-posta, İstanbul Valiliği e-bültenine abone olduğunuz için size ulaştı.
Aboneliğinizi sonlandırmak isterseniz lütfen tıklayınız.
Facebook Twitter Google+ T.C. İstanbul Valiliği