2016 / 15  E-Bülten
GERİ
İSTANBUL’UN TARİHİ SEMTLERİ: ÜSKÜDAR

   İstanbul’un Anadolu yakısının en eski tarihi semtlerindendir Üsküdar. Tarihi M.Ö 7.yy’ a dayanan Üsküdar, Konstantinopolis'in fethinden çok önce 1352'de Türklerin eline geçti. Orhan Gazi döneminden beri Osmanlıların denetiminde olan Üsküdar'a Türklerin geniş ölçüde yerleşmesi II. Mehmed (Fatih) dönemine rastlar.

   İstanbul'daki en önemli Türk yerleşmelerinden biri olan Üsküdar, Osmanlı dönemi boyunca büyük bir imar faaliyetine sahne oldu. O dönemin Üsküdar kasabası ve çevresi birçok külliye, cami, hamam ve çeşme gibi yapılarla, ilçenin Boğaziçi sahilleri ise saraylar, sahilsarayları, yalılar ve köşklerle süslendi. Kız Kulesi en önemli yapılardan biridir ve ilçenin simgesidir.

   Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesi, Altunizade Camii,Çinili Külliyesi, Eski Valide Camii, Mihrimah Sultan Külliyesi, Şemsi Paşa Külliyesi, Yeni Valide Külliyesi, Rum Mehmet Paşa Camii, Ayazma Camii, Beylerbeyi Camii, Beylerbeyi Sarayı, ,Özbekler Tekkesi, Adile Sultan Kasrı, Sultan Abdülaziz Av Köşkü,III. Ahmet Çeşmesi, Selimiye Kışlası, Mehmed Paşa Sarayı, Hacı Ahmed Paşa Sarayı, Nurbaba Tekkesi, Çamlıca Kasrı, Ahmediye Külliyesi, Şahkulu Dergahı, Kartal Ahmet Baba Tekkesi, Büyük Selimiye Camii ve Kız Kulesi en önemli tarihi yapılarındandır. Eski yalılardan günümüzde kısmen ya da tamamen ayakta olup görünebilen başlıcaları Kıbrıslı Yalısı, Kont Ostrorog Yalısı, Abud Efendi Yalısı, Edib Efendi Yalısı, Recaizade Ekrem Bey Yalısı, Mahmud Nedim Paşa Yalısı, Sadullah Paşa Yalısı ve Fethi Ahmet Paşa Yalısı'dır.

   Kız Kulesi;

   Bir çok hiyakeyesi olan günümüze kadar gizemini korumuş olan bu yapının en bilinen hikayesi Bizans İmparatoru Konstantinus'un (578-582) çok güzel bir kızı vardı. Bir kâhinin ifadesine göre, yılan sokmasından ölecekti. Hükümdar, deniz ortasında yaptırdığı bir kuleye kızını saklar. Fakat kızının kaderinin önüne geçemez. Kuleye gönderilen bir üzüm sepetine saklanan yılan kızı sokarak öldürür.

   Kız Kulesi son defa 1943'te onarılmış ve etrafına büyük kayalar yerleştirilmişti. Yakın tarihlerde işletilmek üzere bir holdinge kiralanmış ve 2000 yılında aslına sadık kalınarak mükemmel bir şekilde restore edilmiştir. Bu onarım sırasında zemin katta evvelce bilinmeyen mazgal delikleri ortaya çıkmıştır. Bu mazgalların Boğaziçi'ne bakanları dik, Sarayburnu'na bakanları ise cepheye göre 45 derecelik bir açı ile Marmara'ya baktığı görülmüştür. Bu durum hem top atışlarını kolaylaştırmakta ve hem de daha fazla güneş ışığının girmesini temin etmektedir. Bu restorasyon sırasında sonradan yapılan bazı bölümler ortadan kaldırılmış ve dört köşe kule de demir kasnaklarla takviye edilmiştir. Bugün zemin kat restorandır. Buradan ahşap merdivenlerle üst katlara çıkılmaktadır. Ara katlara satış bölümleri yapılmıştır. Etrafı boyunca balkonlu yer ise çay mahallidir. Buradan isteyen sabit dürbünlerle Üsküdar, Boğaziçi ve İstanbul'un nefis panoramasını seyredebilir.

   Kuleli Askeri Lisesi;



    Kuleli Askerî Lisesi, Üsküdar Çengelköy Boğazı kıyısında yer alan askeri bir okuldur. Silahlı Kuvvetlerimizin subay adaylarını yetiştiren Kuleli Askerî Lisesi, 21 Eylül 1845 tarihinde “Mekteb-i Fünun-u İdadi” ismi ile Dolmabahçe Çinili Köşk’te öğretime açılmıştır.

   Beylerbeyi Sarayı;


 
 Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı padişahlarının sayfiye mekânı ve yabancı devlet başkan ya da hükümdarlarının ağırlanacağı bir devlet konuk evi olarak düşünülmüş ve devrin padişahı Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) isteği üzerine inşa edilmiştir. Baş mimarı Serkis Bey Ermeni Balyan ailesindendir. Balyan ailesinin esas işi müteahhitliktir. Dolmabahçe sarayının müteahhidi de bu aile idi. Sarayın iç ve dışındaki Barok sitilinin görülmesi, yapımı esnasında batı mimarisinin çok etkisinde kalındığını gösterir. Saray 12 Nisan 1865 günü, Beylerbeyi camiinde kılınan Cuma namazının ardından Sultan Abdülaziz Han tarafından açılışı yapıldı. Batı ve Doğu üsluplarının karıştırılması ile inşa edilen Beylerbeyi Sarayı, Harem ve Mabeyn bölümleri ile Türk evi plan özelliğini taşımaktadır.

   Mihrimah Sultan Camii;




   Mihrimah Sultan Camii, Üsküdar iskele meydanında Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan için Mimar Sinan'a yaptırdığı camidir. Ayrıca Mimar Sinan'ın erken dönem eserlerindendir. Kubbesi üç yanından yarım kubbelerle desteklenmiştir, ama ön cephede yarım kubbe yoktur.Nisan ve Mayıs aylarında Bayezid yangın kulesinden veya o bölgedeki yüksek bir noktadan İskele Cami'sine doğru bakıldığında; sabah gündoğumunda İskele Camii'nin iki minaresi arasından güneşin doğuşu ve akşam gün batımında ise (Hicrî takvime göre her ayın 14'ünde) ayın doğuşu izlenebilmektedir. Aynı kuleden batı ufkuna Edirnekapı istikâmetine doğru bakılır ise; Mihr-î Mah Sultan Edirnekapı Külliyesi'nde de, sabah ayın akşam da güneşin batışı izlenebilmektedir. Onun için Mihr-î Mah Güneş ve Ay manasına gelmektedir.

   Şemsi Paşa Camii;



    Üsküdar Salacak tarafı ve sahilde olan Cami İstanbul Boğazı'nın Marmara'ya açıldığı bir noktadadır. Karşısında da Galata Köprüsü ve Haliç uzanır. Şemsi Paşa’nın Üsküdar’a bakan tarafında yani eski tütün fabrikasının yerinde bir de Sarayı vardı. Yaptıranı Vezir Şemsi Ahmed paşa. İnşa tarihi 988 yani 1580. Mimarı Mimar Sinan'dır.Şemsi Paşa'nın Türbesi Cami'nin sol yanında bitişiktir ve denize bakar. Cami ile Medrese arasındaki avlu bölümünde bir su deşarj rögarı vardır. Bu Mimar Sinan'ın yaptığı eserlerin tümünde tek örnektir. Cami tek kubbeli küçük bir mekândır. Hela girişinde tarihi ve güzel su haznesi vardır. Harim girişi yanları açık antre şeklindedir. Harim kapısı üstünde mahfil vardır. Pencere üstü, kubbe ve duvar yazı Kabartmalı tek örnektir.

© Copyright 2015 T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ
Bu e-posta, İstanbul Valiliği e-bültenine abone olduğunuz için size ulaştı.
Aboneliğinizi sonlandırmak isterseniz lütfen tıklayınız.
Facebook Twitter Google+ T.C. İstanbul Valiliği