2016 / 17  E-Bülten
GERİ
İSTANBUL’UN TARİHİ SEMTLERİ: KOCAMUSTAFAPAŞA

  Fatih ilçesine bağlı İstanbul'un bir semtidir. Semtte Bizans İmparatorluğu`ndan kalma birçok tarihi yapı mevcuttur. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi semtin sınırları dahilinde bulunur

  Semtin adı, Bizans döneminden kalan Ayios Andreas Manastırı Kilisesi'ni 1489 yılında camiye çeviren ve 1512 yılında idam edilen Sadrazam Koca Mustafa Paşa'dan almıştır. Bizans döneminin de önemli bir dini merkeze olan bölge, Halvetiye tarikatının önemli şeyhlerinden olan Sümbül Sinan Efendi'nin tekkesinin burada olması dolayısıyla bu önemini devam ettirmiştir. Bizans döneminden itibaren yerleşim olan ve fethin ardından da yerleşimin devam ettiği bölgedeki bazı önemli yapılar Koca Mustafa Paşa Camisi ve Sümbül Efendi Tekkesi, Ramazan Efendi Camisi, Hekimoğlu Ali Paşa Camisi ve Külliyesi, Davut Paşa Camisi ve Külliyesi ve Kocamustafapaşa İlköğretim Okulunun binasıdır.

  Koca Mustafa Paşa Camisi ve Sümbül Efendi Tekkesi;


 
  Sümbül Efendi Camii diye tanınan mabedin aslı, (Moni Tu hagiu en te krisi) adıyla Bizanslılara hristiyanlığı kabul ettiren havarilerden Hagiu Andria ya ithafen inşa ettirilmiş bir manastırdır. Manastır Basil I. ve Mikhail VIII. Zamanlarında tamir görmüş ve 1284 yılında Mikhail VIII. in yeğeni Teoddora tarafından Manastır arazisi üzerine Aya Andrea kilisesi yaptırılmıştır. İstanbul un fethinden sonra bakımsız ve harap halinde olan kilise, II. Bayezid in vezir-i azamı Koca Mustafa Paşa tarafından 895/1489 tarihinde camiye çevrilmiş medrese, hankan, imaret, hamam ve çeşme yaptırılmıştır.

  Mabedin kubbesi dört sütun ve fil ayağına istinad etmektedir. Mabed camiye tahvil edildiğinde batıdaki giriş kapatılmış ve bugün son cemaat yerine açılan kapılardan önce sağdaki kapı sonra soldaki kapı açılmıştır. Sağdaki kapı üzerindeki 895/1489 tarihli Arapça kitabe Şeyhul İslam Efdal-zade Seyyid Hamidüddin eseridir. Sol taraftaki kapı üzerindeki kitabe ise II. Bayezid in defterdarı, tarihçi İdris-i Bitlisi nindir. Caminin son cemaat yerinin önünde birisi Sultan II. Mahmud ye diğeri Sultan Mecide ait iki kitabe bulunmaktadır.

  Sultan II.Mahmud, Sümbül Efendi Türbesi ve diğer türbelerle Hz.Hüseyin in Sükeyne(Sakine) ve Fatıma adındaki iki kızının kabirleri olduğu ve Hz.Cabir (R.A) tarafından gömülerek başına dikildiği iddia edilen servi ağacının dibindeki kabirleri tamir ettirmiş, türbelere kitabeler koydurmuş , servi dibindeki iki mezar üzerine tunç şebekeden açık bir türbe yaptırmıştır. Son cemaat yerinin önündeki iki kitabe ile türbelerdeki kitabeler, hattat Yesari-zade Mustafa İzzet Efendi tarafından kaleme alınmıştır.

  Caminin avlusunda Hacı Beşir Ağanın H.1150/M.1737 tarihli sütun şeklinde halen akan çeşmesi bulunmaktadır. Aynı şekilde kuşlar için mermerden yapılmış bir kuş sulağı tarihi servi ağacının dibinde bulunmaktadır.

  Ramazan Efendi Camisi;




  Ramazan Efendi Camii, Bezirganbaşı Hacı Hüsrev Çelebi tarafından, Şeyh Ramazan Efendi adına 1586 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ın ölümüne yakın tarihte yapıldığına göre, onun son eserlerindendir. Bu yapı gurubu; cami, çilehane, türbe, şadırvan ve derviş hücreleri olarak inşa edilmiştir. Eser, 1782 yangınında zarar görmüş ve 19. yüzyıl başlarında ünlü bestekâr Hammamizade İsmail Dede Efendi tarafından tamir ettirilmiştir.

  Mihrap ve minber mermer, kürsü ve tavan ahşaptır. İç mekan duvarları, mihrap yükseltisine kadar 16. yüzyıl çinileri ile bezenmiştir.Bu camideki tezyinatın en güzel örneklerini çiniler ve kalem işi nakışlar teşkil eder.Kesme taşla örülmüş minare, tek şerefli olup, külahı altı mavi çini plakalarla çevrelenmiştir. Avluda küçük fakat sanatkarane bir yapıya sahip şadırvanı vardır.

  Hekimoğlu Ali Paşa Camisi ve Külliyesi;



  Klasik Türk mimarisinin son eseri olarak kabul edilen Hekimoğlu Ali Paşa Külliyyesi, İstanbul’un yedinci tepesinde bulunur. Külliyye, altı mermer civarında atlama taşı mevkiinde Hekimbaşı Nuh Efendi’nin oğlu Hekimoğlu Ali Paşa tarafından H. 1147/M. 1734 tarihinde kendi adına yaptırılmıştır.Mimarları Çuhadar Ömer Ağa ile Hacı Mustafa’dır.

  Caminin minberi bir sanat hârikasıdır. Minberin külâhı, köşeli ahşap oyma kafes şeklindedir. İç mekani süsleyen çiniler, mihrâp cephesinde pencerelerin üst hizâlarına, orta mekanda maksûre kısımlarının alt bölgelerine kadardır. Bunlar tekfur sarayı çinileridir. Beyaz zemin üzerine mavi renk ihtiva eden çiniler ise Kütahya çinileridir. Bazı kısımlar bu çinilerle kaplıdır. Kadınlar mahfili câmini üç tarafını kuşatır. Büyük giriş kapısının sağ ve solundaki sütunlarda iki çeşme vardır. Şu anda terkos suyuna bağlıdır. Klasik üslûba son derece uzak olan tek şerefeli minaresinin külâhı, taştan olup, üzeri kurşun kaplıdır. Bu nedenle orijinal olmadığı muhakkaktır. Şerefe çıkıntısını teşkil eden bilezikler ve korkulukları süsleyen girlandlar ile bu minare muhtemelen XIX. asrın ilk yarısına aittir. İki defa yıkılan minaresini kâidesi üzerinde güneş saati bulunmaktadır. Mihrap çıkıntısının sağ ve solunda i‘tikâf odaları bulunan Hekimoğlu Ali Paşa Külliyyesi; câmi, kütüphâne, türbe, sebil, tekke, muvakkıthâne, şadırvân, dört adet çeşme, meşrûta ve akarlardan meydana gelmiştir. Câminin Kocamustafapaşa Caddesi üzerinde tek başına kalmış dış avlu giriş kapısı câmiye ait yaklaşık on bin metrekarelik bir arazinin elden çıkarıldığını ispat etmektedir. Avlu kapılarından birinin kemeri üstünde olan kütüphâne, 1969 yılından itibaren halk kütüphânesi olarak kullanılmaktadır. İçinde orijinal kalem işleri ve orijinal dolaplar mevcuttur.Câmini türbe ve sebîli tamamen harap bir halde iken 1986 yılında cemaatin yardımları ile aslında uygun olarak restore edilmiştir. Mermer havuzlu şadırvân türbenin bitişiğinde yer alır. Üstü ahşap çatı ile örtülüdür. Tamamen yanmış iken 1977 yılında aslına uygun olark yeniden ihyâ edilmiştir.

  Davut Paşa Camisi ve Külliyesi;



  Davutpaşa Külliyesi, II. Bayezid'in sadrazamı Koca Davut Paşa tarafından 1485'de yaptırılmıştır. Külliye içinde cami, medrese, türbe, imaret, sıbyan mektebi, mahkeme, çeşme ve hamam yer alır. Bahçesinde Davut Paşa'nın türbesi bulunmaktadır. Bursa ekolüne bağlı olan cami planı, tek büyük bir kubbeye eklenen beşli mihrap çıkıntısı ve yanlardaki ocaklı odalardan meydana gelir. Erken dönem Osmanlı mimari özelliklerini taşıyan yapı, Tabhaneli veya ters "T" planlı camilerin son örneğidir.
  Caminin avlusunda kıble yönünde kesme taştan örülmüş, sekiz köşeli Davut Paşa'nın türbesi yer alır. Önünde iki sütun üzerine oturan revakı vardır. Alt ve üstte yer alan on dört pencerenin etrafını silmeler çevirir. Kubbe ufak bir kasnakla duvara oturtulmuştur. Türbenin içinde, mermer levhalardan mezar yer alır. Külliyenin çeşme kitabesi de 1485 tarihlidir ve Osmanlı kitabeli çeşmelerinin en eskisidir. Sıbyan mektebinin yerinde Davutpaşa Lisesi yer almaktadır. Medresesi karşı sokaktadır. Külliyenin aşhane, İmaret ve çifte hamalarından iz kalmamıştır. Değişik zamanlarda onarılan yapının, 1946 yılındaki onarım sırasında sıva altındaki orijinal kalemişleri ve yazı frizleri ortaya çıkarılmıştır.
© Copyright 2015 T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ
Bu e-posta, İstanbul Valiliği e-bültenine abone olduğunuz için size ulaştı.
Aboneliğinizi sonlandırmak isterseniz lütfen tıklayınız.
Facebook Twitter Google+ T.C. İstanbul Valiliği