2016 / 3  E-Bülten
GERİ
BİR MÛSIKÎŞİNAS: BUHÛRÎZÂDE MUSTAFA ITRÎ
BUHÛRÎZÂDE MUSTAFA ITRÎ(1640-1712)

Asıl adı Mustafa olan Buhûrîzâde Mustafa Itrî, kesin olmamakla birlikte 1640 senesinde İstanbul'da, Şehremini ya da Mevlânâkapı dolaylarında dünyaya gelmiştir. Mûsıkîde hocası büyük mûsıkîşinas Hâfız Post'tur. IV. Mehmet döneminden başlayarak beş padişahın döneminde yaşamıştır. Ölümüne dek yaptığı besteler ile musiki geleneğimizin dâhisi sayılan ve bununla beraber şair, neyzen, hattat olarak da ustalığını kabul ettiren Itrî'nin 1000'i aşkın olduğu bilinen bestelerinden ne yazık ki pek azı günümüze ulaşabilmiştir. Klasik Türk müziğinin kurucusu kabul edilen, Abdülkadir Merâgî ve Hammâmîzade İsmail Dede Efendi'yle birlikte, Türk müziğinin gelişimini yönlendiren üç önemli besteciden biri olan Itrî’nin, kendisinden sonraki besteci kuşaklar üzerindeki etkisi çok büyüktür.

Itrî, şiirlerinde kullandığı mahlastır. Buhûrîzâde adının kendi lakabı mı, yoksa aile adı mı olduğu bilinmemektedir. Yaşamı üstüne bilinenler de, eski ve yeni kaynaklardaki, çoğu birbiriyle çelişen bilgilere dayanır. Zamanına göre iyi bir öğrenim görmüştür. Itrî uzun yıllar Enderun'da müzik öğretmenliği ve hanendelik ettikten sonra, elli yaşına doğru saraydan ayrılmıştır. Meyvecilikle çiçekçiliğe meraklı olduğu, kendi adıyla anılan İstanbul'un ünlü Mustabey armudunu ilk kez onun yetiştirdiği de söylenir. Itırdan gelen Itrî mahlası da, çiçek merakına bağlanır. Divan şairlerinden Şeyhî'nin yazdığına göre, ölümünden sonra "Mevlevihane Yenikapusu haricine" gömülmüştür. Mezar taşı kayıptır. Itrî zamanının tanınmış şairlerindendir. Divan ve âşık tarzlarında şiirleri vardır. Naatlar, gazeller, tahmisler, nazireler, tarih düşüren beytiler ve şarkılar dışında, hece ölçüsüyle türküler de yazmıştır. Bestelediği yapıtlarda şiirlerinin pek azın ı güfte olarak kullanmış, Nâbî, Bakî, Nazîm, Nailî, Nef'î gibi ustaların şiirlerini bestelemeyi yeğlemiştir. Şiirlerini topladığı Divan'ı kayıptır. Şiirlerine şuara tezkirelerinde, yazma şiir derlemelerinde rastlanır. Ancak, Itrî mahlaslı bütün şiirler ona ait değildir, 1622 yılında ölmüş başka bir şair de aynı mahlasla şiirler yazmıştır. 17. ve 18. yüzyıllarda Buhûrîzâde lakabıyla tanınmış iki müzikçi daha bulunduğu için, Itrî'nin onlarla da karıştırılmaması gerekir. Itrî aynı zamanda tâlîk yazı yazan bir hattattır. Edebiyat ve hat hocası Siyahî Ahmed Efendi'dir. Neyzen olduğu da söylenir. Saz eserleri bestelemesi, ney ya da başka bir saz çaldığını gösterir. Din dışı küçük formlarda bestelediği hiçbir eseri günümüze ulaşmamıştır. Itrî dinî müziğe yepyeni bir hava getirmiştir. Itrî’ye ait Segâh Kurban Bayramı Tekbiri, Segâh Sal-ât-ı Ümmiye, Mâye Cuma Salâtı, Dilkeşhâveran Gece Salâtı, üç yüz yıldır etkilerinden bir şey yitirmemiş eserlerdir.

Mevlevihanelerde, sema törenlerinde, ayinden önce okunan, Rast Naat-ı Peygamber, Itrî'nin Mevlevi müziğine bıraktığı en önemli mirastır. Güftesi Mevlânâ'ya ait bu naatın, bestelenmesinden sonra Mevlevihanelerdeki her sema töreninde okunması bir gelenek haline gelmiştir. Segâh Ayin’i ise, bu türün ilk güçlü örneklerinden biridir.

© Copyright 2015 T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ
Bu e-posta, İstanbul Valiliği e-bültenine abone olduğunuz için size ulaştı.
Aboneliğinizi sonlandırmak isterseniz lütfen tıklayınız.
Facebook Twitter Google+ T.C. İstanbul Valiliği