2016 / 6  E-Bülten
GERİ
HÜZÜN DAMITAN BESTEKÂR: HACI ÂRİF BEY
HACI ARİF BEY (1831-1885)

  Hacı Ârif Bey, 1831 yılı sonlarında İstanbul'un Eyüp Sultan semtinde dünyaya geldi. Babası Ebûbekir Efendi, Eyüb Mahkemesi kâtiblerindendi. Küçük yaşlarda iken sesinin güzelliği ve mûsikî kaabiliyeti ile ün yapmış, mahalle mektebinde ilâhîcibaşı seçilmişti. Bu sıralarda aynı semtte oturan gençlerden biri olan, geleceğin büyük Zekâî Dede'sinden şarkı ve ilâhîler öğreniyordu.Zekâî Dede onu kendi hocası Mehmed Bey'e götürdü. Eyyûbî Mehmed Bey, küçük Ârif'i çok beğenerek öğrenciliğe kabûl etti ve klâsik fasıllar meşk etmeye başladı. Henüz 13 yaşında iken onun Mızıka-yı Hümâyûn'a öğrenci olarak girmesini sağladı.Hacı Ârif Bey, Müzika-i Hümâyûn'a girmekle hem Hâşim Bey' den istifâde etmek imkânı bulmuş, hem de saraya ilk adımını atmış oldu. Çok geçmeden sesinin güzelliğini haber alan Sultan Abdülmecîd, onu huzûra dâvet etti. Olağanüstü güzel sesi, güzel yüzü, kıvrak zekâsı, terbiye ve nezâketi ile pâdişahı etkiledi. Sultan, onun hemen '' mâbeynci '' olarak saraya alınmasını emretti. Kısa bir süre sonra Pâdişah'ın emriyle Harem-i Hümâyûn'daki câriyelere mûsikî dersi vermeye başladı. Böylece hayatının hiç dinmeyecek fırtınalı günleri de başlamış oldu.

  Sarayda hemen herkesin gözdesi olan bu yakışıklı genç, gönlünü bir câriyeye kaptırdı. Böylece; olağanüstü güzel gözlerinden dolayı pâdişah tarafından Çeşm-i Dilber adı verilen bu Çerkes güzelinin aşkıyla Ârif Bey’in hassas kalbi, aşk derdiyle hemhâl olup hüzün damıtmaya başladı. Hatta Çeşm-i Dilber'in aşkıyla Kürdîlihicazkâr adında yeni bir makam terkîb etti.

  Sonunda Hacı Ârif Bey'in Çeşm-i Dilber'e olan ilgisi Sultan Abdülmecîd'in kulağına kadar gitti. Sultan, kendi hanımı olmaya hazırlanan bu kızı Ârif Bey'le hemen evlendirdi. Saraydaki cariyelerin gönlünde taht kuran Hacı Arif Bey sevdiği kadınla, padişahın hediyesi olan Taşlık’taki konağında yaşamaya başladı. Cemil ve Nebiye adını verdiği iki çocuğu dünyaya geldi. Ancak kısa süren bir mutluluk döneminden sonra eşini ve çocuklarını terk eden Çeşm-i Dilber, bir tarakçı ile kaçtı. Bu kaçış, Çeşm-i Dilber’in, Hacı Arif Bey’i sevmediği halde sırf saray kadınlarına inat olsun diye evlenmesinden, aslında padişah eşi olmayı arzulaması gibi sebeplerden ileri gelmişti. Bu olayı haklı olarak bir izzetinefis meselesi yapan Hacı Arif Bey, ölünceye kadar üzgün ve kederli bir kişiliğe büründü. Bu dönemde Çeşm-i Dilber için bestelediği; “Niçin terk eyleyip gittin a zalim” ve “Düşer mi şanına ye şeh-i huban” şarkıları, kırgın ve hüzün damıtan bir kalbin dile gelişleridir.

  Hacı Ârif Bey'in düştüğü duruma çok üzülen Sultan Abdülmecîd, onu affederek yeniden saraydaki görevine getirdi. Herkes onun saraya dönüşüne çok sevinmişti ki Ârif Bey'in hassas gönlü yine câriyelerden birine, Zülf-i Nigâr'e düştü. Zülf-i Nigâr da Hacı Ârif Bey'i çok seviyordu. Pâdişah bir kez daha, skandal çıkmasına izin vermeden Ârif Bey'i saraydan uzaklaştırarak Zülf-i Nigâr'la evlendirdi.Bu evlilik her ikisi için de çok mutlu başlamıştı. Fakat mutluluk uzun sürmedi. Çünkü Zülf-i Nigâr Hanım, devrin çâresi henüz bulunamamış en korkunç hastalığına, vereme yakalanmıştı. Günden güne sararıp, soluyor; âdetâ bir mum gibi eriyordu. Zülf-i Nigâr Hanım'ın çâresiz hastalığı ilerledikçe acılara boğulan Ârif Bey, sözleri Nâmık Kemâl'e ait olan meşhûr segâh şarkısını bu dönemde besteledi:

 Olmaz ilâc, sîne-i sâd-pâreme
 Çâre bulunmaz bilirim, yâreme
 Baksa tabîbân-ı cihân, çâreme
 Çâre bulunmaz bilirim, yâreme


  Zülf-i Nigâr Hanım gittikçe ağırlaşıyordu. Ârif Bey'in çırpınışları fayda etmedi. Kısa bir süre sonra Zülf-i Nigâr Hanım geride Hacı Ârif Bey'i ve kısacık evliliğinde dünyâya getirdiği çocuğunu bırakarak hayata gözlerini yumdu. Sözleri Recâîzâde Ekrem Efendi'ye ait olan Hacı Ârif Bey'in Zülf-i Nigâr Hanım'a mersiye olarak yazdığı Sabâ Şarkısı bu acıyı ifâde etmektedir:

 Nigâh-ı mestine cânlar dayanmaz
 Uyanmaz uykudan cânân uyanmaz
 Bu nâz ü işveden aslâ usanmaz
 Sabah olduğuna gûyâ inanmaz
 Uyanmaz uykudan cânân uyanmaz
.

  Yaşadığı iki hicran acısı, Hacı Ârif Bey’in bestekârlığı üzerine büyük tesir etti. Bu olaydan kısa bir süre sonra Sultan Abdülmecîd de öldü. Yerine tahta geçen Sultan Abdülazîz, Ârif Bey'i şehzâdeliğinden beri tanıyor ve çok seviyordu. Onu bir kez daha saraydaki eski görevine iade etti. Ancak çok uzun bir süre geçmeden Ârif Bey'in söz dinlemez gönlü, bu kez de Pertevniyâl Vâlide Sultan'ın nedîmelerinden Nigârnik Kalfa'ya düştü. Vâlide Sultan, Hacı Ârif Bey'i çok sevdiği için bu evliliğe yardım etti, evlendiler. Ancak Hacı Ârif Bey, zaman içinde kaprisli ve sinirli, dehanın sonucu olarak pervasız ve kimseye boyun eğmeyen, sözünü daldan budaktan esirgemeyen bir tabiata bürünmüştü. Sevenleri günden güne azalıyordu. En sonunda dört bin kuruş aylıkla emekli edilerek saraydan uzaklaştırıldı. Bunun üzerine Taşlık’taki konağını sattı; Zincirlikuyu’da satın aldığı çiftliğine çekilerek münzevi bir hayat sürmeye başladı. Bu dönemde bestelediği Kürdîlihicazkâr Şarkı'nın kendisine ait olan sözleri onun acılarla, hüzünlerle ama sevdâlarla dolu hayâtını ve Nigârnik Hanım'a duyduğu sevgiyi anlatır:
 
 Ârif'em, ahkâm-ı sevdâdan şikâyet eylemem
 Senden ey şûh-i cihân, ölsem ferâgat eylemem
 Sûz-i hicrinle yanar, ağlar, nedâmet eylemem
 Senden ey şûh-i cihân, ölsem ferâgat eylemem.


  Ölümünden önce kalp hastalığına yakalanması, arkası gelmeyen hayal kırıklıkları ile türlü sıkıntılara bir de hastalık eklenince hayattan büsbütün bezdi. 28 Haziran 1885 tarihinde meşk odasında fenalaştı. Oğlu Cemil’i çağırtarak yönünü kıbleye çevirmesini istedi ve kısa süre sonra Hacı Ârif Bey’in yıllarca hüzün damıtmış kalbi duruverdi. Cenazesi Yahya Efendi Mezarlığı’na defnedildi. Son eseri ölmeden birkaç gün evvel bestelediği, sözleri Hikmet Bey'e ait olan Kürdîlihicazkâr makâmındaki şarkısıdır:

 Gurûb etti güneş, dünyâ karardı
 Gül-i bağ-ı emel soldu, sarardı
 Felek de böyle mâtemler arardı
 Gül-i bağ-ı emel soldu, sarardı.
© Copyright 2015 T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ
Bu e-posta, İstanbul Valiliği e-bültenine abone olduğunuz için size ulaştı.
Aboneliğinizi sonlandırmak isterseniz lütfen tıklayınız.
Facebook Twitter Google+ T.C. İstanbul Valiliği