2017 / 14  E-Bülten
GERİ

İSTANBUL’UN SEMTLERİ: KANDİLLİ
 

 
 
Doğu Roma İmparatoru Konstantin’in Asya ve Avrupa’nın birleştiği noktayı imparatorluğun yeni başkenti olarak ilan etmesinden bugüne geçen yaklaşık 1500 yılda tüm dünyadan sayısız seyyah İstanbul’u ziyaret etti, burada gördüklerini yazdı. İstanbul’da, geldikleri yerlerdekine benzemeyen, başka, tuhaf bir alemle karşılaşan çoğu Avrupalı bu seyyahların yazdıklarına bir göz atmak, kaybolanın sadece evler, saraylar ya da sokaklar olmadığını, bir hayat tarzının da yok olduğunu anlamak için yeterli.

Fakat nadiren de olsa, şehrin eski semtlerinden birinde, Boğaz’ı gören bir sokakta dolaşırken bir anlığına, sanki hiçbir şeyin değişmediği hissine kapılabilirsiniz. İstanbul gibi büyük şehirler, hem sakinlerine hem de ziyaretçilerine kısa zaman yolculukları vaat eder bazen.

Boğaz’ın en eski yerleşim yerlerinden olan Kandilli, sizi bir an geçmişe götürebilecek bu türden bir semt. Anadolu yakasında, Anadoluhisarı’yla Vaniköy arasında kalan semtin adının nereden geldiğine dair rivayetler çeşitli. En kabul gören rivayete göre Sultan IV. Murad (1612-1640) burada bir saray inşa ettirip etrafını kandillerle süslettirmiş.



Osmanlı bürokratik elitinin yazlık olarak kullandığı Boğaziçi yalılarının en önemlilerinden birkaçı Kandilli sahili boyunca uzanıyor. Kont Ostrorog Yalısı adını 1904 yılında binayı satın alan Polonya asıllı İslam hukuku uzmanı ve imparatorluk danışmanı Kont Ostrorog’tan alıyor. 18. yüzyılda Sadrazam Mehmed İzzet Paşa tarafından yaptırılan Kıbrıslı Yalısı ise 64 metrelik deniz cephesiyle Boğaz’ın en geniş rıhtımlı yalılarından biri.

Semtin bir başka dikkat çeken yapısı ise Adile Sultan Sarayı. Sultan II. Mahmud’un kızı Adile Sultan’ın dönemin ünlü mimar ailesi Balyanlar’a yaptırdığı saray 1916 yılında Türkiye’nin ikinci kız okulu olarak hizmete girdi ve daha sonra da Kandilli Kız Lisesi adını aldı.

Kandilli İskelesi’nin tam karşısında kıvrılarak yukarı tırmanan sokak Kandilli’nin merkezi sayılabilir. Çoğu restore edilmiş tarihi Osmanlı konaklarının, yüksek ağaçların ve biri Rum diğeri Ermeni iki kilisenin bulunduğu yokuş boyunca yapacağınız bir yürüyüş sizi seyyahların eski İstanbul’una doğru bir yolculuğa çıkaracak. Yolculuğun sonunda, 1868 yılında kurulan Kandilli Rasathanesi’nden başka, kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir Boğaz manzarası sizi bekliyor olacak.

© Copyright 2015 T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ
Bu e-posta, İstanbul Valiliği e-bültenine abone olduğunuz için size ulaştı.
Aboneliğinizi sonlandırmak isterseniz lütfen tıklayınız.
Facebook Twitter Google+ T.C. İstanbul Valiliği