2018 / 02  E-Bülten
GERİ

ARİF NİHAT ASYA

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum.
Senin altında öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yeryüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!


Asıl adı Mehmed Arif olan Bayrak Şairimiz Arif Nihat Asya, 7 Şubat 1904’te Çatalca’nın İnceğiz köyünde doğar. Babası Zîver Efendi aslen Tokatlı, annesi Zehra Hanım ise Tırnovalıdır. Henüz yedi günlükken babasını kaybetmesi, dört yaşındayken annesinin de başka biriyle evlenmesi üzerine çocukluğunu akrabalarının yanında geçirmek zorunda kalır. Dedesi, onca ağlamasına rağmen onu annesine vermez. O küçük yaşlarında yetimliğin öksüzlüğün ne demek olduğunu iliklerine kadar duyarak yaşadı. Bu yüzdendir ki, Türk şiirinde anne üzerine en çok şiir yazan şair Arif Nihat Asya’dır.

Öksüzlüğü hep sürer; altı yaşında ninesini kaybeder. Dedesiyle birlikte Gülfen Hala’sının evine sığınır. Balkan Savaşı sırasında bir gün “Gâvurlar geliyor” denilince, evlerini-barklarını bırakıp öküz arabalarıyla Çatalca’dan İstanbul’a göç ederler. İstanbul acılarını çoğaltır; önce Nuriye Abla’sını koleradan, sonra Şadiye Abla’sını veremden kaybeder. Birinci Dünya Savaşı çıkınca halasının kocası Mehmet Fevzi cepheye gider. Onlar ise evde fakirlikle savaşırlar.

Arif Nihat Asya, ilk tahsilini Kocamustafapaşa ve Haseki mahalle mekteplerinde tamamladıktan sonra Gülşen-i Maârif Rüşdiyesi’ne girer. Buradan Bolu Sultânîsi’ne, oradan da Kastamonu Sultânîsi’ne geçer. Lise yıllarında Kastamonu’nun İstiklâl Savaşı’nı destekleyen heyecanlı havasını yaşar. Bir süre sonra İstanbul Dârülmuallimîn-i Âliyyesi’ne girer, bir yandan da İstanbul Postahanesi’yle Anadolu Ajansı’nda çalışır. Okulun son sınıfındayken Hatice Semiha Arın ile evlenir ve 13 yıl süren bu evlilikte Reha Uğur ve Kemal Koray adlı çocukları dünyaya gelir.

1928’de okulun edebiyat bölümünü bitirir ve öğretmen olarak Adana’ya tayin olur. Adana Lisesi ile kız ve erkek öğretmen okullarında on dört yıl edebiyat öğretmenliği ve idarecilik yapar. İkinci evliliğini öğretmen Server Hanım’la Adana’da yapar. Bu evlilikten Fırat ve Murat isminde iki çocuğu olur. Kızı Fırat’ın gün gelip eşinden ayrılmasına çok üzülür ve şu mısralar dökülür kaleminden:

“Ben büyüdüm babasız yetim
Benim bir torunum var; babalı yetim.”


1950-1954 yılları arasında Adana milletvekili olur, 1954’te tekrar öğretmenliğe döner. İki yıl Kıbrıs’ta çalıştıktan sonra 1962’de emekli olur; 5 Ocak 1975’te Ankara’da vefat eder. Toprağa verilirken mezarında mehter müziği çalınmasını vasiyet eder ve mehter marşıyla defnedilir.

Daha çok şiir, mensur şiir, fıkra, deneme ve vecizeleriyle şöhret kazanan Arif Nihat edebiyat hayatına şiirle başlar. Şiir ve mensur şiirlerini Hayat, Çağlayan, Türk Yurdu, Hisar, Elif, Defne, Türk Sanatı ve Devlet gibi dergilerde yayımlar. Görüşler ve Başak adıyla iki de dergi çıkarır. Bazı fıkra, deneme ve vecizelerini ise Türk Sözü, Demokrat, Yeni İstanbul ve Memleket gazetelerinde neşreder.

Arif Nihat 1933 yılından itibaren Üsküdar Mevlevîhanesi’nin son şeyhi Ahmed Remzi Akyürek’le sıkı bir münasebet kurar ve onun teşvikleriyle, şiirinde geniş bir akis bulacak olan Mevlevî kültürünü yakından tanıma imkânı bulur. Kubbe-i Hadrâ adlı kitabındaki şiirleri bütünüyle Mevlânâ ve Mevlevîlik’le ilgilidir. Aruz, hece ve serbest vezni başarıyla kullanan Arif Nihat’ın şiirine uyguladığı vezinlerde görülen bu çeşitlilik nazım şekillerinde de kendini gösterir. Onun şiirinde halk ve divan edebiyatı nazım şekilleri yanında modern edebiyatın nazım şekilleri de yer alır. En çok kullandığı nazım şekli ise rubâîdir. İşlemiş olduğu başlıca temalar arasında kahramanlık ve tarih duygusu, din, aşk, tabiat ve memleket güzellikleri önde gelir. Şiirleri arasında, ebced hesabıyla tarih düşürdüğü manzumeler de önemli bir yer tutar.

© Copyright 2015 T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ
Bu e-posta, İstanbul Valiliği e-bültenine abone olduğunuz için size ulaştı.
Aboneliğinizi sonlandırmak isterseniz lütfen tıklayınız.
Facebook Twitter Google+ T.C. İstanbul Valiliği