2018 /  4  E-Bülten
GERİ

SADETTİN KAYNAK

15 Nisan 1895’te İstanbul Fatih’te Sarıgüzel semtindeki Lutfi Paşa mahallesinde doğar. Hacıoğulları diye tanınan bir ailedendir. Babası 1862’de okumak için Rize’den İstanbul’a gelen ve Fâtih Camii dersiâmlığı, huzûr-ı hümâyun hocalığı yapan müderris Ali Alâeddin Efendi, annesi Havva Hanım’dır. Sadettin ilk ve orta öğrenimini civardaki okullarda sürdürürken dokuz yaşında hafız olur. Mercan İdâdîsi’ni bitirdikten sonra Balkan Harbi sıralarında Dârülfünun İlâhiyat Fakültesi’ne girer. I. Dünya Savaşı’nda öğrenim çağındaki gençlerin de askere çağrılması üzerine 1917’de fakülteyi bitiremeden askere alınır ve ihtiyat zâbiti olarak Diyarbekir’e gönderilir. Cumhuriyet’in ardından Odesa’ya sefer yapan gemilerde bir müddet kâtip olarak çalışır ve asıl arzu ettiği mesleğine Yavuz Sultan Camii imamlığı ile başlar. 1928’de aynı caminin başimamı olur. 1926 yılında Zehra Hanım’la evlenir, bu evlilikten Cavidan, Yavuz, Feyyaz ve Günaydın adında dört çocuğu olur.

Sadettin Kaynak, bestekâr ve icracı kimliğinin zaman zaman ön plana çıkması onu bir tercihle karşı karşıya bırakır ve imamlık görevinden istifa ederek kendini tamamen mûsiki çalışmalarına verir. 1953 yılında Sultan Ahmed Camii’nin ikinci imamlığına getirilir. Bu görevde iken yürüttüğü “Yavuz Sultan Selim Ağlıyor” filminin müzik çalışmaları sırasında felç olur. 14 Ağustos 1954’te yapılan jübilesinin ardından Kadıköy Koşuyolu’ndaki evine çekilir. 3 Şubat 1961’de Haydarpaşa Numune Hastahanesi’nde vefat eder ve ertesi gün vasiyeti üzerine Nuruosmaniye Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra Merkezefendi’deki aile kabristanına defnedilir.

Cumhuriyet dönemi mûsiki tarihinin en önemli simalarından biri olan Sadettin Kaynak hânendeliğinin yanı sıra bestekârlığıyla da tanınmış, bu iki özelliğinden hangisinin ön planda olduğu konusu öteden beri tartışılagelmiştir. Küçük yaşta sesinin güzelliğiyle dikkati çekmesi üzerine on yaşlarında iken Hâfız Melek Efendi’den ilk mûsiki derslerini almaya başlar. Askerliği sırasında Doğu illerinde görev yaparken folklorik unsurları ve özellikle halk mûsikisinin bölgesel motiflerini inceleme fırsatı bulur. Bu motifler, onun ilerideki bestecilik çalışmalarında ustaca yoğrularak şarkı ve türkü arası özellik taşıyan eserlerinin şekillenmesinde önemli rol oynar. Askerlik dönüşü mûsiki çalışmalarını 1920’li yıllarda Mehmet Emin Dede ve Kâzım Uz’dan dersler alarak sürdürür. Kâzım İbnülemin Mahmud Kemal’in Beyazıt’taki konağında düzenlenen mûsiki toplantılarına da katılır ve böylece dönemin ünlü edebiyat, sanat ve mûsiki çevreleriyle tanışma imkânı bulur.

Sadettin Kaynak, geçmişi bugüne ve geleceğe bağlayan bir bestekâr olarak dikkati çeker. Usul, ritim, tempo değişiklikleri ve makam geçkileri yönünden zengin örnekler ortaya koyar. Klasik mûsiki eğitimiyle yetişmiş olmasına rağmen halk sanatındaki gücü keşfeder ve halk mûsikisinin geleneksel şekillerini kendine özgü tavrıyla bestelerinde yorumlar. O, klasik ve folklorik müzik alanları arasındaki kültürel köprüyü nitelik zaafına düşmeden ustalıkla kurabilmiş ender sanatçılardandır. Türkü tarzı eserlerinde daha çok Erzurumlu Emrah, Âşık Ömer ve Karacaoğlan gibi Türk halk edebiyatı şairlerinin manzumelerini tercih eder.

Sadettin Kaynak’ın bir besteci olarak üstün başarılarının görüldüğü diğer bir alan film müziği bestekârlığıdır. 1000’in üzerinde eser besteleyen Sadettin Kaynak beste çalışmalarını ölümünden iki yıl öncesine kadar sürdürür. Bazılarının güftesi kendisine ait olan eserlerinde daha çok Vecdi Bingöl’ün manzumelerini tercih eder. Bestelerinin pek çoğu plaklara okunur; Münir Nurettin Selçuk, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses, Şükran Özer, Muallâ Mukadder gibi dönemin ünlü sanatçılarının seslendirdiği eserleri satış rekorları kırar.

Onun bir diğer özelliği de “hâfız / hânende” kuşağının son ve en başarılı temsilcilerinden olmasıdır. Bir ses sanatçısı olarak 1926-1935 yıllarında doldurduğu taş plaklar koleksiyonların en değerli eserleri arasında yer alır. Onun besteci olarak tanınıp sevilmesi okuyuculuğu bıraktığı yıllardan sonrasına rastlar. Hazırlamakta olduğu müzik tarihine dair çalışmasını bitiremeyen Kaynak’ın beş defterden oluşan ve bizzat kendi kaleminden çıkmış olan geniş bir nota koleksiyonu bugün Alâaddin Yavaşça’da bulunmaktadır. Sanatçının ayrıca bir hâtıra kaleme aldığı söylenmekteyse de bu esere henüz ulaşılamamıştır.

© Copyright 2015 T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ
Bu e-posta, İstanbul Valiliği e-bültenine abone olduğunuz için size ulaştı.
Aboneliğinizi sonlandırmak isterseniz lütfen tıklayınız.
Facebook Twitter Google+ T.C. İstanbul Valiliği